Bulutların Üzerinde Dans: Rize, Ayder ve Pokut Maceram 🌿☁️

Hani bazen şehir hayatının o gri betonlarından, bitmek bilmeyen korna seslerinden o kadar bunalırsınız ki, ruhunuz "Beni yeşile götür!" diye bağırır ya... İşte tam o ruh haliyle aldım sırt çantamı, düştüm yollara. İstikamet: Rize. Ama öyle alelade bir gezi değil; toprağa dokunmalı, horona durmalı, bulutlara dokunmalı bir Rize masalı anlatacağım size.

İlk Durak: Çay Bahçelerinde Ter Dökmek 🍃

Rize’ye ayak bastığınız an sizi çarpan ilk şey, ciğerlerinizi yakan o bol oksijen ve nemli toprak kokusu oluyor. Otele yerleşir yerleşmez kendimi bir çay bahçesinde buldum. "Gidip sadece fotoğraf çekerim" sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Yöre halkı o kadar sıcakkanlı ki, bir bakmışsınız belinize o meşhur bezi bağlamış, elinize makası almışsınız!

Sıra sıra dizilmiş o yeşil çay denizinin içine girdim. Çay toplamak dışarıdan göründüğü kadar kolay değilmiş dostlar, baştan söyleyeyim. O makası her vurduğunuzda çıkan "kırt kırt" sesi bir süre sonra terapi gibi gelmeye başlıyor ama kollarınızın nasıl yandığını anlatamam. O taze çay yaprağının kokusu ellerinize sindiğinde ise tüm yorgunluğa değiyor. O an içtiğimiz çayın ne büyük bir emekle bardağımıza geldiğini çok daha iyi anladım.

Ayder Yaylası ve Kemençenin Ritmi 🎻

Çay faslından sonra rotamızı meşhur Ayder Yaylası'na çevirdik. Evet, kabul ediyorum Ayder biraz kalabalıklaşmış ama o Gelin Tülü Şelalesi'nin heybeti hala aynı. Yaylanın havası insanı acıktırıyor, mıhlamaya ekmeği banıp enerjiyi toplayınca duyduğum o sesle irkildim: Kemençe!

Tulum ve kemençe sesini duyup da yerinde durabilen var mıdır? Ben duramadım. Tanımadığım onlarca insanla el ele tutuştum, horon halkasına girdim. Ayaklarımı ritme uydurmaya çalışırken (bazen şaşırsam da çaktırmayın) o kadar güldüm, o kadar eğlendim ki... Horon tepmek sadece bir dans değilmiş, oradaki o birlik duygusu, o coşku bambaşka bir şeymiş. Nefes nefese kalana kadar döndük durduk.

Final: Bulutların Ülkesi Pokut ☁️

Ve gelelim gezinin en can alıcı noktasına: Pokut Yaylası. Pokut’a çıkan yol biraz meşakkatli, yalan yok. O virajlı yollarda sallana sallana giderken "Acaba geri mi dönsek?" dediğim anlar oldu. Ama yaylaya varıp da o ahşap evleri ve ayaklarımın altına serilen bulut denizini görünce nutkum tutuldu.

Ayder ne kadar hareketliyse, Pokut o kadar huzurlu. Sanki dünyadan kopmuşsunuz, gökyüzünde bir adadasınız. Güneş batarken bulutların renk değiştirmesini izlemek, elimde sıcak çayımla o sonsuz sessizliği dinlemek ruhumu yıkadı resmen. Telefonun çekmemesi bile umrumda olmadı, çünkü o anın büyüsünü bozacak hiçbir şeye ihtiyacım yoktu.

Rize; sadece yeşil bir şehir değilmiş. Rize; emeğin, coşkunun ve huzurun harmanlandığı bir terapi merkeziymiş. Şimdi eve dönüyorum ama aklım hala o sisli tepelerde, kalbim kemençe ritminde atıyor.

Eğer sizin de yolunuz düşerse, Pokut'ta bulutlara benim için de selam söyleyin. 💚

Sevgiyle, Aleyna